22 Haziran 2010 Salı

ARAF

Birçoğumuz, Almanya doğumlu bir Türk’ü Peru’da tanıdık. 2005 yılında gerçekleşen 17 yaş altı Dünya Şampiyonası’nda harikalar yaratan milli takımımızın en önemli yıldızıydı Nuri Şahin. Şimdi Manchester United’ın orta sahasında görev yapan Anderson ile Nuri’nin düellosu Türk Futbolu’nun unutulmaz anlarından. Brezilya’ya karşı 3-0 gerideyken ve bir de 10 kişiyken, takımını gerçek bir kaptan gibi ayakta tutan ve ateşleyen bir genç sahnedeydi. Çok heyecanlandırmıştı hepimizi Nuri… O gün Brezilya U17 takımına attığı ve skoru 3-3’e getiren gol hala hafızamda…

İyi de kimdi bu çocuk? Hangi ‘büyük’ takımımızın altyapısındaydı?

Nuri kısa yoldan oyunu dikine oynuyordu, aynı anda çamaşır makinemiz kısa programda beyazları sakız yapıyordu. Bizim makine ufak tefek hatta cılız görünüyordu ama hacmini müthiş kullanıyordu, ne gariptir Nuri’de öyle. Çok gösterişli bir makinemiz yoktu ama işini en iyi şekilde yapacak donanım ile programlanmıştı. Nuri’nin futbol tekniğinin sadeliği ve etkinliği gibi… Türk cevabı yine banyoda bulmuştu. Bu olsa olsa Alman disipliniydi.

Önceleri sadece dayanıklı ev aletleri ve teknik adamlarıyla hayatımıza sirayet ediyordu Alman disiplini. 80’lerin sonunda Erdal Keser, Uğur Tütüneker ile başlayan diğer yolu, Almanya’da yetişen yeni nesil ‘bizim çocuklar’ devam ettiriyor. En yeni nesil yıldızlar ise Nuri Şahin, Altıntop Kardeşler ve Alman Milli Takımı’yla Dünya Kupası’na müthiş başlayan Mesut Özil. Nuri Şahin ve Altıntop Kardeşler sezon başı, devre arası, ekmek arası yani her transfer dönemi haberlerinde illa başrolü oynuyorlar.

Bir zamanların gözde gurbetçisi, şimdilerde ise nadiren transfer haberlerine konu olan Yıldıray Baştürk ile gurbetçi futbolcularımız için işler eskisi gibi değil.

Türk sosyal hayatının her alanında ‘büyüklerin’ etkisi vardır. ‘Biz ataerkil bir toplumuz abi’ geyiklerini hızlıca geçelim. Aile büyükleri isterse evlenilir; büyükler onay vermeden bir işe girilmez; hangi bölümde okumak istediğine büyükler karar verir vs. Türk futbol ailesinin büyükleri de her zaman kendini hissettirmiştir. Anadolu’da yeni palazlanan birçok Türk futbolcusu ‘büyükler’ izin verirse gönlüm İstanbul’da söylemini hala dile getiriyor.’ Durum bu iken O, Türk Futbolu’nun babalarından Fatih Terim’le milli takım konusunda yaşadığı sorunla belki de bir ilki yaşattı. Sözü geçen şifahi otoriteye başkaldıran Baştürk oldu Yıldıray. ‘Bundan sonra O varsa ben yokum’ cümlesi Terim gibi ‘büyükler’ için alışılagelmişin dışındaydı. Ve Türk spor kamuoyu içinde öyle…

Aslında parlak Leverkusen günlerinde, bu başkaldırı sinyallerini vermişti Yıldıray. ‘İstanbul’un büyükleri’ onu çok istemiş ama getirememişlerdi. Yıldıray’ın bu net tavrı, yıllarca ARAF’ta kalmış gurbetçiler için bir şeyler ifade ediyor olmalı. Almanya’da yabancı, Türkiye’de Almancı olmak üzerine çoğu kez yazıldı çizildi. Üzerinden tekrar geçmeye gerek yok. Ancak bu arada kalmışlık yerini başka bir boyuta bırakıyor. Hakan ve Murat Yakın, Mustafa Doğan bu durumun sıkıntısını en çok çekenlerden belki de. Türkiye değil de başka bir ülkenin milli formasını sırtına geçirmek her zaman vatan hainliği olarak algılandı ülkemizde. Ancak aynı Türkiye Mehmet Aurelio’nun ay yıldızlı formayı terletmesini hiç yadırgamadık birkaç çatlak ses dışında.

Almanya’ya çalışmak için göç eden ilk Türk, Kapıkuleyi geçeli 50 yılı aştı. Artık üçüncü nesil yetişiyor gurbette. Ve onlar ağabeylerine ablalarına nazaran daha şanslı ve özgür istediğini yapma konusunda. Ve şu da çok açık: kendilerini yaşadıkları ülkeye daha yakın hissediyorlar. Nuri henüz 23 yaşında ama o büyüklerin etkisini çoktan kırmış, kendi gönlünce kariyer planlamasını yapıyor. Doğal olarak Türkiye’de futbol oynamak istemiyor.

Sadece İstanbul’un 3 büyüğü değil, Anadolu takımları da Alman altyapı disiplininden faydalanıyor. Alman hükümeti de bu duruma uyanmış olacak ki çıkardıkları yeni yasalarla, çocuk yaşta alıp emek verdikleri yetenekleri ellerinde tutuyorlar.

Bunun en son örneği herkesin Güney Afrika’da hayranlıkla izlediği Mesut Özil. Mesut Almanya Milli Takımı’nda oynamayı seçti. Görünüşe göre Türkiye’de profesyonel olarak da oynamaya niyeti yok. Yaşıtı Arda Güney Afrika’ya şampuan reklamıyla giderken, o yeşil çimlere doğrudan basıyor.

Şimdi Mesut, Nuri yarın diğerleri… Onları hem milli takımda hem de süper ligimizde görmek istiyorsak, bahsi geçen büyüklerin etkisinden çok daha fazlasına ihtiyacımız var. Varsın Alman disiplini sadece mutfağımızda, banyomuzda kalsın.

Biz kendi disiplinimizi ne zaman yaratacağız? İşte asıl soru bu…

1 yorum:

  1. selamlar, ntvspor'daki Türk Telekom Arena yazısı size ait diye sanıyorum, o yüzden burayı buldum, buraya yazıyorum: Çok güzel bir yazı. Elinize sağlık..

    YanıtlaSil